
Ham veriye baktığımızda değerlerin nerede toplandığını, ne kadar yayıldığını ve dağılımın nasıl bir biçim aldığını hemen göremeyebiliriz. Betimsel istatistik, gözlemleri birkaç anlamlı ölçüyle özetleyerek bunları görmemizi sağlar. Yapay zekâ modeli kurmadan önce veriyi tanımak ve olağandışı değerleri fark etmek için bu özetlere başvururuz; model sonuçlarını yorumlarken de onlardan yararlanırız. Bu makalede tek bir veri kümesi üzerinde önce ortalama, ortanca ve tepe değeri, ardından açıklık, çeyrekler arası açıklık, varyans ve standart sapmayı adım adım hesaplayacağız. Her ölçünün bize ne söylediğini ve hangi durumda yanıltıcı olabileceğini de inceleyeceğiz.
Bir Sayı Listesi Bize Ne Anlatır?
Bir kargo şirketinin on teslimatının kaç günde tamamlandığını kaydettiğimizi düşünelim:
Listeyi okuyunca teslimatların çoğunun birkaç gün içinde tamamlandığını, bir teslimatın ise belirgin biçimde uzun sürdüğünü seziyoruz. Fakat iki şubeyi karşılaştırmak, müşteriye tipik bir süre söylemek veya gecikmelerin ne kadar değişken olduğunu ölçmek istersek sezgi tek başına yetmez. Şu sorulara sayısal cevaplar ararız:
- Merkez: Teslimat sürelerinin tipik veya temsil edici değeri nedir?
- Dağılım: Süreler merkezin çevresinde ne kadar sıkı ya da dağınık duruyor?
- Biçim: Değerler simetrik mi, bir tarafa doğru uzuyor mu, birden fazla kümeye mi ayrılıyor?
- Olağandışı gözlemler: Diğerlerinden belirgin biçimde uzak değerler var mı?
Bir önceki makalede bir olasılık modeli seçip gözlenen veriye en iyi uyan parametreyi MLE veya MAP ile tahmin etmiştik. Bir model seçmeden önce de veriye bakmamız gerekir: Elimizdeki teslimat süreleri nasıl bir dağılım gösteriyor?
Betimsel istatistik (descriptive statistics), gözlediğimiz veriyi düzenleyip özetleyen yöntemleri kapsar. Burada hesapladığımız değerler önce elimizdeki teslimatları anlatır. Bunlardan daha geniş bir topluluk hakkında ne kadar güvenle sonuç çıkarabileceğimizi ileride Çıkarımsal İstatistik ve Hipotezler yazısında ele alacağız.
Gözlem, Değişken, Anakütle ve Örneklem
Hesaplara başlamadan önce verinin parçalarını adlandıralım. Her teslimat bir gözlemdir. Teslimat süresi, gözlemden gözleme farklı değer alabilen bir değişkendir. Bizim değişkenimiz gün cinsinden sayısal bir büyüklüktür.
İlgilendiğimiz bütün teslimatların oluşturduğu topluluğa anakütle veya evren (population) denir. Örneğin şirketin bir yıl içindeki bütün teslimatları anakütle olabilir. Bu topluluktan incelediğimiz daha küçük bölüme ise örneklem (sample) deriz. Yukarıdaki on teslimat, daha geniş bir teslimat sürecinden seçildiyse bir örneklemdir.
On teslimatın kendi ortalamasını ve varyansını hesapladığımızda bu grubun gerçek değerlerini buluruz. Aynı on teslimatla bütün yılın davranışını anlamaya çalıştığımızda ise bulduğumuz sayılar birer tahmindir; başka bir örneklem seçseydik değişebilirlerdi.
Ayrıca her değişkene her işlemi uygulayamayız. Süre, yaş ve sıcaklık gibi sayısal değişkenlerde ortalama anlamlı olabilir. Şehir adı, ürün türü veya sınıf etiketi gibi kategorik değişkenlerde ise kategorilere 1, 2, 3 kodları vermek bu sayıların ortalamasını anlamlı hâle getirmez. Kategorik veriyi çoğunlukla sayı ve oranlarla, yani her kategorinin kaç kez görüldüğüyle özetleriz.
İlk Adım: Veriyi Sıralamak ve Saymak
Veriyi küçükten büyüğe sıralamak, merkezin ve yayılımın önemli parçalarını görünür kılar. Teslimat sürelerimiz zaten sıralı. Şimdi her sürenin kaç kez görüldüğünü bir frekans tablosunda toplayalım:
| Süre \(x\) (gün) | Frekans \(f\) | Göreli frekans \(f/n\) |
|---|---|---|
| 2 | 1 | %10 |
| 3 | 2 | %20 |
| 4 | 3 | %30 |
| 5 | 2 | %20 |
| 6 | 1 | %10 |
| 14 | 1 | %10 |
Frekans, bir değerin kaç kez gözlendiğini; göreli frekans ise toplam içindeki payını gösterir. Örneğin 4 günlük teslimat 3 kez görüldüğü için göreli frekansı \(3/10=0{,}30\), yani yüzde 30'dur. Frekans tablosu tekrarları sıkıştırır fakat gözlem sayısını korur: Frekansların toplamı \(n=10\), göreli frekansların toplamı \(1\) olmalıdır.
Listeyi sıralayıp frekansları sayarken veri girişindeki sorunları da görebiliriz: “\(-3\) gün” olanaksızdır; “96 saat” yanlış birimle girilmiş olabilir; \(4{,}5\) yerine \(45\) yazılmış olabilir. Uzak görünen her değer hata değildir. Kaydın nasıl oluştuğunu kontrol etmek gerekir.
Denge Noktası Olarak Aritmetik Ortalama
En tanıdık merkez ölçüsü aritmetik ortalamadır. \(n\) gözlemimiz \(x_1,x_2,\ldots,x_n\) ise örneklem ortalamasını \(\bar{x}\) ile gösteririz:
Üstteki çizgi nedeniyle \(\bar{x}\) ifadesini “x çizgi” diye okuyabiliriz. Formül “bütün gözlemleri topla ve gözlem sayısına böl” demektedir. Teslimat verisinde:
Ortalama 5 gündür. Bu, on teslimatın toplam süresi eşit biçimde paylaştırılsaydı her birine 5 gün düşeceği anlamına gelir. Ortalama bu nedenle bir denge noktası gibi düşünülebilir.
Bu dengeyi sapmaları toplayarak görebiliriz. Her değerden ortalamayı çıkardığımızda:
Ortalamadan küçük değerlerin negatif sapmaları ile büyük değerlerin pozitif sapmaları birbirini tam olarak dengeler. Fakat bu özellik yayılımın sıfır olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, biraz sonra varyansı hesaplarken sapmaların işaret yüzünden yok olmasını engelleyeceğiz.
Frekans tablosundan da aynı ortalamayı bulabiliriz. Her değeri kaç kez görüldüğüyle çarparız:
Bu hesap, önceki Beklenen Değer ve Varyans yazısındaki ağırlıklı ortalamaya benzer. Fark şudur: Orada olası sonuçları teorik olasılıklarıyla, burada gerçekten gözlenen değerleri deneysel frekanslarıyla ağırlıklandırıyoruz.
Ortadaki Gözlem: Ortanca
Ortanca (median), sıralanmış veriyi gözlem sayısı bakımından iki eşit parçaya ayıran merkezdir. Gözlem sayısı tekse tam ortadaki değeri seçeriz. Gözlem sayısı çiftse ortadaki iki değerin aritmetik ortalamasını alırız.
On gözlemimiz olduğu için ortada tek bir değer yoktur. Beşinci ve altıncı gözlemler 4'tür:
Buradaki \(x_{(5)}\), ham listedeki adı “5” olan değişkeni değil, veriler küçükten büyüğe sıralandığında beşinci sırada bulunan gözlemi gösterir. Listeyi ilk beş ve son beş gözlem olarak ikiye ayırırız. Her iki yarıda da ortancaya eşit olan 4'ler bulunur.
Ortanca, tek bir çok büyük veya çok küçük değerden ortalamaya göre daha az etkilenir. Son teslimat 14 yerine 40 gün sürseydi ortalama:
olurdu. Ortanca yine 4 gün kalırdı; ortadaki sıralar değişmezdi. Gelir, ev fiyatı veya bekleme süresi gibi bir tarafa doğru uzun kuyruk oluşturabilen verilerde ortanca bu yüzden “tipik” gözlemi çoğu zaman ortalamadan daha iyi anlatır.
En Sık Görülen Değer: Tepe Değer
Tepe değer (mode), en yüksek frekansa sahip değerdir. Teslimat verisinde 4 gün üç kez görülür ve diğer bütün değerlerden daha sıktır. Bu nedenle tepe değer 4 gündür.
Bir veri kümesinin:
- tek bir tepe değeri olabilir,
- aynı en yüksek frekansı paylaşan birden fazla tepe değeri olabilir,
- ya da bütün değerler birer kez görülüyorsa anlamlı bir tepe değeri bulunmayabilir.
Tepe değer, kategorik veride de kullanılabilen merkez ölçüsüdür. Bir veri kümesinde en sık ürün türü “kitap” ise kitap kategorisinin sayısal bir ortalaması olmamasına rağmen tepe değerden söz edebiliriz. Fakat sürekli ölçümlerde tam olarak aynı sayının tekrar etmesi nadir olabilir; bu durumda değerleri gelişigüzel yuvarlamak veya aralıklara bölmek görünen tepeyi değiştirebilir.
Hangi Merkez Ölçüsü Daha Doğru?
“Merkez” derken neyi kastettiğimize göre ortalama, ortanca veya tepe değere bakarız:
| Ölçü | Temel fikir | Güçlü yanı | Dikkat edilmesi gereken |
|---|---|---|---|
| Aritmetik ortalama | Bütün değerlerin denge noktası | Her gözlemi ve büyüklüğünü kullanır | Uç değerlerden güçlü biçimde etkilenir |
| Ortanca | Sıralı verinin orta konumu | Uç değerlere dayanıklıdır | Değerlerin uçlardaki büyüklüğünü saklayabilir |
| Tepe değer | En sık gözlenen değer | Kategorik veride de kullanılabilir | Birden fazla olabilir veya hiç olmayabilir |
Simetrik ve tek tepeli bir dağılımda üç ölçü birbirine yakın olabilir. Sağ tarafta birkaç çok büyük değer varsa ortalama genellikle ortancanın sağına çekilir. Sol tarafta birkaç çok küçük değer varsa bu kez sola çekilir. Bu nedenle ortalama ile ortanca arasındaki fark, dağılımın asimetrisi hakkında ilk ipucunu verebilir; fakat tek başına dağılımın biçimini kanıtlamaz.
Teslimat örneğimizde ortalama 5, ortanca 4 ve tepe değer 4 gündür. Bu üçlü, 14 günlük gecikmenin ortalamayı sağa çektiğini gösteriyor. “Ortalama teslimat 5 gün” ifadesi matematiksel olarak doğrudur; “teslimatların çoğu 5 gün sürüyor” ifadesi ise yanlıştır. Çoğu teslimat 3 ile 5 gün arasındadır ve en sık değer 4 gündür.
Merkez Tek Başına Neden Yetmez?
Aşağıdaki iki küçük veri kümesini düşünelim:
İki kümenin de ortalaması ve ortancası 5'tir. Fakat \(A\)'daki değerler 5'in çevresinde toplanırken \(B\)'deki değerler 0 ile 10'a kadar yayılır. Yalnızca merkez ölçüsünü bildirirsek bu fark bütünüyle kaybolur.
Dağılım veya yayılım ölçüleri, değerlerin birbirine ve merkeze ne kadar yakın olduğunu anlatır. Küçük yayılım daha tutarlı, büyük yayılım daha değişken gözlemler anlamına gelebilir. Ancak bağlamı unutmamak gerekir: Bir sensörün ölçümlerindeki yüksek değişkenlik istenmeyen gürültü olabilirken, bir veri kümesindeki biyolojik çeşitlilik gerçek ve önemli bir yapı olabilir.
En Basit Yayılım Ölçüsü: Açıklık
Açıklık (range), en büyük değer ile en küçük değer arasındaki farktır:
Teslimat verisinde:
Açıklık hızlı ve kolaydır, fakat yalnızca iki gözleme bakar. Aradaki sekiz gözlemin nasıl dağıldığını hiç kullanmaz. 14 günlük teslimatı listeden çıkarsaydık açıklık \(6-2=4\) güne düşerdi. Tek bir uç değerin ölçüyü 4'ten 12'ye çıkarması, açıklığın uç değerlere ne kadar duyarlı olduğunu gösterir.
Veriyi Dört Parçaya Ayırmak: Çeyrekler
Ortanca sıralı veriyi ikiye ayırıyordu. Aynı fikri bir adım ileri götürüp veriyi dört bölüme ayırabiliriz. Bu sınır noktalarına çeyrekler (quartiles) denir:
- \(Q_1\), gözlemlerin yaklaşık yüzde 25'inin altında veya eşit olduğu birinci çeyrektir.
- \(Q_2\), yüzde 50 sınırıdır ve ortancaya eşittir.
- \(Q_3\), gözlemlerin yaklaşık yüzde 75'inin altında veya eşit olduğu üçüncü çeyrektir.
On gözlemli teslimat verisinde ortancayı hesaplarken listeyi iki eşit yarıya ayırmıştık:
Alt yarının ortancası 3, üst yarının ortancası 5'tir. Bu yaygın “yarıların ortancası” yöntemine göre:
Çeyreklerin daha genel hâli yüzdeliklerdir (percentiles). Örneğin 90. yüzdelik, gözlemlerin yaklaşık yüzde 90'ının altında veya eşit olduğu sınırı anlatır. Bir API'nin “gecikme süresi 200 milisaniye” demek yerine “90. yüzdelik gecikme 200 milisaniye” demesi, isteklerin yüzde 90'ının yaklaşık bu sürede veya daha kısa tamamlandığını bildirir.
Ortadaki Yüzde 50: Çeyrekler Arası Açıklık
Çeyrekler arası açıklık (interquartile range, IQR), üçüncü ve birinci çeyrek arasındaki farktır:
Teslimat verisinde:
Bu sonuç, verinin ortadaki yüzde 50'sinin 3 ile 5 gün arasındaki 2 günlük bir bölgeye yayıldığını söyler. IQR en küçük ve en büyük değer yerine orta bölgeye dayandığı için uç değerlere açıklıktan daha dayanıklıdır.
Beş sayılı özet, dağılımı şu beş değerle anlatır:
Bu özet bir kutu grafiğinin (box plot) temelini oluşturur. Kutu \(Q_1\) ile \(Q_3\) arasını, kutunun içindeki çizgi ortancayı gösterir. Böylece merkez, orta yayılım, asimetri ve olası uç değerler tek görünümde karşılaştırılabilir.
Yaygın bir inceleme kuralı, aşağıdaki sınırların dışındaki gözlemleri olası uç değer olarak işaretler:
14 gün, 8 günlük üst sınırı aştığı için kaydı inceleriz. Teslimat gerçekten hava koşulları, adres sorunu veya operasyon arızası yüzünden gecikmiş olabilir. Sınırı aşmak, değeri otomatik olarak silmek için gerekçe değildir; önce kaynağını ve bağlamını kontrol ederiz.
Bütün Gözlemleri Kullanan Yayılım: Varyans
Açıklık yalnızca uçlara, IQR ise ortadaki yarıya bakar. Varyans bütün gözlemlerin ortalamadan uzaklığını kullanır. Beklenen Değer ve Varyans makalesinde teorik bir dağılım için varyansı \(\operatorname{E}[(X-\mu)^2]\) biçiminde tanımlamıştık. Elimizdeki \(N\) gözlemin tamamını kendi başına bir anakütle gibi özetliyorsak aynı fikrin sonlu veri biçimi şöyledir:
Burada \(\mu\), bu sonlu anakütlenin aritmetik ortalaması; \(\sigma^2\) ise anakütle varyansıdır. Teslimat verisinin tamamını özetlediğimizi düşünelim. Ortalama 5 gündü. Sapmaları ve karelerini yazalım:
| \(x_i\) | \(x_i-5\) | \((x_i-5)^2\) |
|---|---|---|
| \(2\) | \(-3\) | \(9\) |
| \(3,3\) | \(-2,-2\) | \(4,4\) |
| \(4,4,4\) | \(-1,-1,-1\) | \(1,1,1\) |
| \(5,5\) | \(0,0\) | \(0,0\) |
| \(6\) | \(1\) | \(1\) |
| \(14\) | \(9\) | \(81\) |
Kareli sapmaların toplamı \(102\)'dir. On gözlemin tamamını bu grubun anakütlesi kabul ettiğimiz için \(N=10\)'a böleriz:
14 günlük gözlemin tek başına kareli sapması \(81\)'dir; toplam \(102\)'nin büyük bölümünü oluşturur. Kare alma, büyük uzaklıklara daha fazla ağırlık verir. Bu özellik bazı problemler için yararlıdır, fakat varyansı uç değerlere duyarlı kılar.
Bir önceki MLE–MAP makalesinde Normal dağılımın varyansı için paydasında \(n\) bulunan bir tahmin de görmüştük. Formüller benzer olsa da amaçları farklıdır: Burada elimizdeki grubun gerçek yayılımını hesaplıyoruz; MLE'de varsaydığımız Normal modele en iyi uyan parametreyi seçiyorduk.
Asıl Birimde Yayılım: Standart Sapma
Varyans gün kare cinsindedir. Yorumu yeniden gün birimine taşımak için pozitif karekökünü alırız:
Standart sapma, kareli sapmalardan türetilen tipik bir uzaklık ölçeğidir. “Her gözlem ortalamadan tam 3,19 gün uzaktadır” anlamına gelmez. Teslimatlarımızın bazıları ortalamaya eşit, bazıları bir veya iki gün yakın, biri ise dokuz gün uzaktadır.
Ayrıca “gözlemlerin yüzde 68'i bir standart sapma içindedir” gibi oranlar her veri kümesi için geçerli değildir. Olasılık Dağılımları yazısında gördüğümüz yaklaşık yüzde 68–95–99,7 kuralı Normal dağılıma özgüdür. Verinin biçimini incelemeden bu kuralı kullanamayız.
Varyansta Neden Bazen \(n-1\)'e Böleriz?
Aynı veri için bir hesap makinesi \(10{,}2\), diğeri \(11{,}33\) gösterebilir. Hangisini kullanacağımız, gözlenen grubu mu betimlediğimize yoksa daha büyük bir anakütlenin varyansını mı tahmin ettiğimize bağlıdır.
Üç hesabın amacını yan yana görelim:
| Amaç | Payda | Ne söylüyor? |
|---|---|---|
| Gözlenen grubun tamamını betimlemek | \(N\) | Bu sonlu grubun gerçek varyansını hesaplar. |
| Normal modelin varyansını MLE ile tahmin etmek | \(n\) | Normal modelin olabilirliğini en büyük yapan tahmini verir. |
| Örneklemden anakütle varyansını yansız tahmin etmek | \(n-1\) | Tekrarlanan örneklemlerdeki sistematik düşük tahmini düzeltir. |
Elimizdeki on teslimat, yalnızca bu on teslimattan oluşan grubun tamamıysa anakütle varyansında \(N\)'e böleriz. Fakat bu on teslimatı daha büyük bir sürecin rastgele örneklemi olarak kullanıyor ve bilinmeyen anakütle varyansı \(\sigma^2\)'yi tahmin etmek istiyorsak yaygın örneklem varyansı şöyledir:
Bizim verimizde:
Neden bir gözlemi eksiltiyoruz? Anakütle ortalamasını bilmediğimiz için onu aynı veriden \(\bar{x}\) ile tahmin ederiz. Örneklem ortalaması, kendisini üreten gözlemlerin tam ortasına yerleşir. Bu nedenle gözlemler, bilinmeyen gerçek merkez \(\mu\)'ya kıyasla \(\bar{x}\)'e ortalama olarak biraz daha yakın görünür. Doğrudan \(n\)'e bölmek anakütle varyansını sistematik biçimde düşük tahmin eder; \(n-1\) paydası bu aşağı yönlü eğilimi düzeltir.
Paydadaki farkın cebirsel nedeni
Örneklem ortalamasıyla gerçek anakütle ortalaması arasındaki farkı şu eşitlikte görebiliriz:
Sağdaki son terim sıfır veya pozitiftir ve toplamdan çıkarılır. Yani örneklem ortalamasının çevresindeki kareli sapmalar, gerçek merkez çevresindeki kareli sapmalardan daha küçük ya da en fazla ona eşittir. Rastgele örnekleme koşulları altında bu kaybın beklenen sonucu bir gözlemlik bilgiye karşılık gelir; bu yüzden \(n-1\) kullanılır. Bu düzeltmeye Bessel düzeltmesi denir.
Başka bir sezgi de serbestlik derecesidir. \(\bar{x}\) hesaplandıktan sonra sapmaların toplamı sıfır olmak zorundadır. İlk \(n-1\) sapmayı bilirsek sonuncusu artık serbestçe değişemez; toplamı sıfıra tamamlamak zorundadır. Bu nedenle bağımsız sapma bilgisi sayısı \(n-1\)'dir.
Uç Değerlere Dayanıklı Bir Yayılım: Medyan Mutlak Sapma
Varyansın kare alma nedeniyle uç değerlerden güçlü biçimde etkilendiğini gördük. Ortancaya dayanan daha dayanıklı bir seçenek, medyan mutlak sapmadır (median absolute deviation). Önce her gözlemin ortancaya mutlak uzaklığını bulur, sonra bu uzaklıkların ortancasını alırız:
Teslimat verisinin ortancası 4'tür. Mutlak uzaklıklar sıralandığında:
elde edilir. Ortadaki iki uzaklık da 1 olduğu için \(\operatorname{MAD}=1\) gündür. 14 günlük değer 40 güne çıksa bile uzaklık listesinin ortasındaki konumlar değişmediği sürece MAD 1 kalabilir. Bu dayanıklılık, veri yoğun biçimde çarpıksa veya güvenilir biçimde ölçülmüş gerçek uç değerler içeriyorsa yararlı olabilir.
Ortanca, IQR ve MAD uç değerlerden daha az etkilenir. Nadir fakat ağır gecikmeler iş açısından maliyetliyse maksimumu, yüksek yüzdelikleri ve uç olayların sayısını da raporlamalıyız. Böylece orta bölgeyi anlatırken uçlardaki riski gözden kaçırmayız.
Sayıların Yanında Dağılımın Biçimi
Aynı ortalama ve varyansa sahip iki veri kümesi çok farklı görünebilir: Biri simetrik dağılırken diğeri iki ayrı kümede toplanabilir. Merkez ve yayılımın yanında dağılımın biçimine de bakalım:
- Simetri: Merkezin iki tarafındaki değerler yaklaşık ayna görüntüsü oluşturuyor mu?
- Çarpıklık: Dağılımın kuyruğu sağa veya sola doğru uzuyor mu?
- Tepe sayısı: Tek bir yoğun bölge mi, yoksa birden fazla grup mu var?
- Kuyruklar: Merkezden çok uzak gözlemler ne kadar sık görülüyor?
- Boşluklar: Değerlerin hiç görünmediği aralıklar veya kümeler arasında kopukluk var mı?
Teslimat verimiz sağa çarpık görünür: Gözlemlerin çoğu 2 ile 6 gün arasındayken kuyruk 14 güne doğru uzar. Ortalama 5'in ortanca 4'ten büyük olması bu görünümle uyumludur. Fakat yalnızca bu iki sayıya bakarak kesin bir çarpıklık kararı vermeyiz; sıralı listeyi, frekansları, yüzdelikleri ve mümkünse histogram ya da kutu grafiğini birlikte inceleriz.
Birden fazla tepe özellikle önemli olabilir. Örneğin teslimatlar şehir içi ve şehir dışı olmak üzere iki ayrı süreçten geliyorsa genel dağılım iki kümeye ayrılabilir. Tek bir genel ortalama iki grubun hiçbirini iyi temsil etmeyebilir. Veriyi anlamlı alt gruplara ayırmadan hesaplanan özetler gerçek yapıyı gizleyebilir.
Farklı Ölçekleri Karşılaştırmak: Standart Puan
Bir gözlemin kendi değişkeni içinde ne kadar sıra dışı olduğunu “ortalamadan kaç standart sapma uzakta?” sorusuyla ifade edebiliriz. Anakütle ortalaması \(\mu\) ve standart sapması \(\sigma>0\) biliniyorsa standart puan veya z-puanı:
biçimindedir. On teslimatı kendi başına anakütle kabul edip \(\mu=5\) ve \(\sigma\approx3{,}19\) kullanırsak, 14 günlük teslimatın standart puanı:
olur. Değer ortalamanın yaklaşık 2,82 standart sapma üzerindedir. Standartlaştırılmış verinin ortalaması 0, anakütle formülüyle hesaplanan varyansı 1 olur. Ancak standartlaştırma dağılımı Normal hâle getirmez, çarpıklığı gidermez ve bir değeri kendiliğinden hatalı ilan etmez.
Standart puan, farklı birim ve ölçeklerdeki özellikleri ortak bir dille ifade etmeye yardım eder. Yine de yalnızca sayıların ölçeğini değiştirir. Bir özelliğin anlamını, veri kalitesini veya model için yararlılığını garanti etmez. Ayrıca standart sapma sıfırsa bütün değerler aynıdır ve sıfıra bölme nedeniyle z-puanı tanımsızdır.
Göreli Yayılım: Değişim Katsayısı
Standart sapma değişkenin kendi birimini taşır. Ortalamaları çok farklı iki pozitif büyüklüğün göreli değişkenliğini karşılaştırmak için bazen değişim katsayısı (coefficient of variation) kullanılır:
Örneklem standart sapmasını kullandığımız teslimat verisinde \(\operatorname{CV}\approx3{,}37/5\approx0{,}67\), yani yaklaşık yüzde 67'dir. Bu oran “standart sapma, ortalamanın yaklaşık yüzde 67'si büyüklüğündedir” diye okunabilir.
Değişim katsayısını, sıfırın gerçekten “yokluk” anlamına geldiği oran ölçeklerinde ve ortalama sıfırdan yeterince uzaktayken kullanırız. Santigrat sıcaklıkta sıfır keyfî bir referanstır. Ortalama sıfıra yaklaştığında katsayı aşırı büyür; sıfır olduğunda tanımsızdır. Birimsiz bir sonuç elde etsek de ölçünün anlamı kullanılan ölçeğe bağlıdır.
Yapay Zekâdan Önce Veriyi Tanımak
Bir yapay zekâ modelinin girdisi çoğu zaman büyük bir tablodur: Her satır bir gözlem, her sütun bir özellik olabilir. Modeli eğitmeden önce yapılan keşifsel veri analizi (exploratory data analysis), bu tablonun neye benzediğini anlamaya çalışır. Betimsel istatistik bu sürecin ilk araçlarından biridir.
Her sayısal özellik için gözlem sayısı, eksik değer sayısı, minimum, çeyrekler, ortalama, ortanca, maksimum ve standart sapma incelendiğinde şu sorunlar erken fark edilebilir:
- yaş sütununda \(-12\) veya \(850\) gibi geçersiz değerler,
- metre ile santimetrenin aynı sütunda karışması,
- sensör arızası nedeniyle uzun süre aynı değerin tekrarlanması,
- çoğu gözlemden çok farklı ölçeğe sahip birkaç değer,
- bir özelliğin neredeyse tamamen eksik olması,
- hedef sınıflardan birinin çok seyrek görülmesi.
Kategorik bir hedef değişkeninde ortalama ve standart sapma yerine sınıf frekanslarına bakarız. Örneğin 10.000 kaydın 9.900'ü “normal”, 100'ü “sahtekârlık” ise en sık sınıf normaldir ve veri sınıf dengesizliği gösterir. Her kayda “normal” diyen bir model yüzde 99 doğruluk elde ederken sahtekârlıkların tamamını kaçırır. Bu yüzden doğruluk oranını sınıfların dağılımıyla birlikte okumalıyız.
Eksik Değer, Ölçekleme ve Veri Sızıntısı
Eksik sayısal değerleri ortalama veya ortancayla doldurmak yaygın bir başlangıç yöntemidir. Çarpık ve uç değerli veride ortanca daha dayanıklı olabilir. Çok sayıda eksik değere aynı sayıyı yazarsak yapay bir yığılma oluşturur, gözlenen varyansı küçültebiliriz. Üstelik eksikliğin kendisi bilgi taşıyorsa bu işlemi seçmeden önce nedenini araştırmamız gerekir.
Standartlaştırma da model eğitiminde sık kullanılır. Bir özelliği ortalamasından çıkarıp standart sapmasına böleriz. Ancak ortalama, ortanca, çeyrek ve standart sapma gibi bütün veriyle “öğrenilen” özetler yalnızca eğitim verisinden hesaplanmalıdır. Test verisinin ortalamasını eğitim sırasında kullanırsak model gelecekte görmemesi gereken bilgiden yararlanmış olur. Buna veri sızıntısı (data leakage) denir.
Önce veriyi eğitim ve değerlendirme bölümlerine ayırırız. Doldurma ve ölçekleme için gereken ölçüleri yalnızca eğitim bölümünde hesaplar; bulunan sabit değerleri doğrulama, test ve gerçek kullanım verisine uygularız. Böylece değerlendirmede, görülmemiş veriden eğitim sürecine bilgi taşımamış oluruz.
Ortalama Model Başarısı Kimi Saklıyor?
Bir modelin ortalama kaybı düşük olabilir; fakat bazı kullanıcı gruplarında veya nadir durumlarda çok kötü sonuç verebilir. Bu nedenle performansı yalnızca genel ortalamayla raporlamak yerine dağılımını da incelemek gerekir:
- Kayıpların ortancası ve yüksek yüzdelikleri nedir?
- Hatalar belirli sınıf, bölge veya zaman dilimlerinde yoğunlaşıyor mu?
- Ortalama iyileşirken en kötü durumlar kötüleşiyor mu?
- Eğitim ve gerçek kullanım verilerinin merkezleri ve yayılımları zamanla ayrışıyor mu?
Örneğin bir yanıt süresi sisteminin ortalaması 200 milisaniye olabilir; fakat küçük bir kullanıcı grubunda istekler 5 saniye sürüyorsa ortalama deneyimin tamamını anlatmaz. Ortanca, 90. ve 99. yüzdelikler ile maksimum değer farklı kullanıcı deneyimlerini görünür kılar.
Aynı biçimde bir özelliğin eğitim dönemindeki ortalaması 40, standart sapması 5 iken gerçek kullanımda ortalaması 55'e ve standart sapması 12'ye çıkmışsa veri üreten süreç değişmiş olabilir. Bu tür veri kayması (data drift) sinyalleri tek başına modelin bozulduğunu kanıtlamaz; fakat daha ayrıntılı inceleme için uyarı verir.
Grupları Birleştirirken Kaybolan Bilgi
Şehir içi teslimatlar çoğunlukla 2–4 gün, şehir dışı teslimatlar 6–10 gün sürüyorsa bütün teslimatların tek ortalaması iki sürecin de tipik süresini iyi anlatmayabilir. Grupların ayrı özetlerine de bakmamız gerekir.
Genel ortalama, grup ortalamalarının grup büyüklükleriyle ağırlıklandırılmış hâlidir. \(k\) grubun büyüklükleri \(n_j\), ortalamaları \(\bar{x}_j\) ise:
Grup büyüklükleri farklıysa grup ortalamalarının basit ortalaması genel ortalamayı vermez. Ağırlıklı genel ortalamayı hesapladıktan sonra grup sonuçlarını da göstermeliyiz; aralarındaki fark ancak böyle görünür. Raporda kullanılan ağırlıkları açıkça belirtmek de sonucu denetlenebilir kılar.
Betimsel İstatistikte Sık Yapılan Hatalar
- Ortalamayı “çoğu gözlemin değeri” sanmak: Ortalama denge noktasıdır; veri kümesinde hiç gözlenmemiş olabilir ve en sık değeri göstermez.
- Veriyi sıralamadan ortanca veya çeyrek bulmak: Bu ölçüler gözlemlerin büyüklük sırasına dayanır.
- Her değişkenin ortalamasını almak: Kategori kodlarının aritmetik ortalaması çoğu zaman anlamsızdır.
- Yalnızca merkezi raporlamak: Aynı ortalama, çok farklı yayılımları ve biçimleri saklayabilir.
- Varyans ile standart sapmayı karıştırmak: Varyans kareli, standart sapma asıl birimdedir.
- \(n\) ve \(n-1\) seçimini ezber kuralına dönüştürmek: Seçim, gözlenen grubu betimlemek ile daha büyük bir anakütleyi tahmin etmek arasındaki farka bağlıdır.
- IQR sınırını otomatik silme emri sanmak: İşaretlenen gözlemin veri hatası mı, gerçek ama nadir bir olay mı olduğu araştırılmalıdır.
- Çeyrek yöntemini belirtmemek: Küçük veri kümelerinde farklı geçerli yöntemler farklı sonuçlar verebilir.
- Standartlaştırmanın dağılımı Normal yaptığını düşünmek: İşlem merkezi ve ölçeği değiştirir; biçimi zorunlu olarak değiştirmez.
- Alt grupları incelememek: Genel özet, farklı gruplardaki başarısızlıkları veya ayrı veri üretim süreçlerini saklayabilir.
- Test verisinden özet hesaplamak: Model hazırlığında test verisinin ortalama, ortanca veya standart sapmasını kullanmak veri sızıntısı oluşturur.
- Eksik gözlemleri sessizce dışlamak: Her ölçünün farklı sayıda gözlemden hesaplanması karşılaştırmayı bozabilir; eksiklerin sayısı ve ele alınış biçimi raporlanmalıdır.
Bir Veri Kümesini Okurken İzlenecek Yol
- Gözlemi ve değişkeni tanımlayın. Her satır neyi, her sütun hangi büyüklüğü temsil ediyor?
- Türü ve birimi belirleyin. Değişken sayısal mı kategorik mi; gün, lira, metre veya başka bir birim mi kullanılıyor?
- Veri kalitesini kontrol edin. Eksik, yinelenmiş, olanaksız veya birimi karışmış değer var mı?
- Gözlem sayısını ve frekansları bulun. Özellikle kategorilerin ve hedef sınıfların dengesini görün.
- Veriyi sıralayın ve merkezleri karşılaştırın. Ortalama, ortanca ve tepe değer aynı hikâyeyi mi anlatıyor?
- Yayılımı birden fazla açıdan ölçün. Açıklık ve maksimumla uçları; IQR veya MAD ile dayanıklı orta yayılımı; standart sapmayla bütün kareli sapmaları inceleyin.
- Dağılımın biçimine bakın. Simetri, çarpıklık, birden fazla tepe, boşluk ve kuyruklar var mı?
- Olası uç değerleri araştırın. Kaynağa dönün; değeri yalnızca sıra dışı olduğu için silmeyin.
- Anakütle ile örneklemi ayırın. Yalnızca gözlenen veriyi mi betimliyor, yoksa daha geniş bir süreç hakkında tahmin mi yapıyorsunuz?
- Anlamlı alt grupları inceleyin. Genel özetin sakladığı bölge, sınıf, zaman veya kullanıcı farkları var mı?
- Özeti bağlamla raporlayın. Kullanılan çeyrek yöntemi, varyans paydası, eksik değer politikası ve birimleri görünür kılın.
Sonuç: Veriyi Birkaç Açıdan Okumak
Teslimat verisinde ortalama 5, ortanca ve tepe değer 4 gündü. Ortalama bütün süreleri hesaba kattı; ortanca sıralı listenin ortasını, tepe değer ise en sık görülen süreyi gösterdi. Açıklık, IQR ve standart sapma da sürelerin ne kadar yayıldığını farklı biçimlerde anlattı. Hangi ölçüyü öne çıkaracağımız, verinin türüne ve cevap aradığımız soruya bağlıdır.
14 günlük gecikme ortalamayı yukarı çekti; 3 ile 5 gün arasındaki orta bölgeyi görmek için çeyreklere baktık. IQR 2 gün, anakütle standart sapması yaklaşık 3,19 gündü. Uç değerlere dayanıklı MAD orta bölgeyi özetlemeye yardım etti, fakat gecikmenin kendisini ayrıca incelememiz gerekti. Varyansı hesaplarken de on teslimatın tamamını betimliyorsak \(N\)'e, daha büyük bir anakütleyi örneklemden tahmin ediyorsak \(n-1\)'e böldük.
Yapay zekâ çalışmalarında aynı özetler eksik değerleri, ölçek sorunlarını ve sınıf dengesizliğini görmemize yardım eder; modelin hatalarını da genel ortalamanın ötesinde incelememizi sağlar. Grupları ve zaman içindeki veri kaymasını ayrıca ele almak gerekir. Buraya kadar her değişkeni kendi başına okuduk. Sıradaki soru, iki değişkenin birlikte nasıl hareket ettiğidir.
Sıradaki Korelasyon ve Regresyon Analizi yazısında bir değişken artarken diğerinin nasıl davrandığına bakacağız. Kovaryans ve korelasyonla birlikte değişimi ölçecek, ardından doğrusal ilişkiyi bir regresyon doğrusu ile anlatacağız.
Yazar: Levent KARAGÖL


